İNFAK: DÜNYEVİLEŞME HASTALIĞINA KARŞI EN ETKİLİ İLAÇ

130

“Âdemoğlu, « malım malım ! » der. Ey âdemoğlu! Acaba yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve ahirette karşılığını almak üzere verdiğin sadakadan başka malın mı var senin ? ”

 (Müslim, Zühd, 3, (2958).)

Bir gün bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s.) geldi ve “Ey Allah’ın Resulü! Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu soruya şöyle cevap verdi: “Tamamen sağlıklı olup mal mülk toplamaya hırslı bulunduğun; bir taraftan zengin olma ümidi taşırken diğer taraftan da fakirlikten korkar olduğun hâlde verdiğin sadaka en faziletli sadakadır. Sakın sen sadaka vermeyi can boğaza gelip de ‘Şu malım falana, şu malım filana.’ diye vasiyet edeceğin hayatın son anına erteleme.” (Buhari, Vesaya, 7). İnfakın ne zaman yapılması gerektiği hususunu yukarıdaki hadise açıkça ortaya koymakla birlikte infakın ne olduğunu, niçin infak yaptığımızı ve infak yaparken nelere dikkat etmemiz gerektiğini bilmek de önem arz etmektedir.

Nedir infak?

Sözlük anlamı itibarıyla tüketmek, çıkarmak, harcamak gibi anlamlara gelen infak, en dar anlamıyla zekât, fitre, sadaka gibi mali yardımları ve Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan her türlü harcamayı ifade etmektedir. İnfak, mal ile olabildiği gibi “Sana nelerden infak edeceklerini soruyorlar.” ayetinin son kısmındaki “Hayır adına her ne yaparsanız…” (Bakara, 2/215.) ifadesi de hayır olarak nitelenebilecek her şeyin infak olabileceğine işaret etmektedir. Bu minvalde her türlü maddi yardımın yanı sıra kişinin sahip olduğu bilgi ve tecrübeyi başkalarıyla paylaşması gibi hayır kapsamında değerlendirilebilecek tüm davranışlar da infaktır.

Niçin infak?

Yüce Kitabımızın hemen baş tarafında, muttaki (Allah’a saygıda kusur etmeyen) müminlerin iman ve namazla birlikte üçüncü özelliği olarak zikredilen infak (Bakara, 2/3.), kişiye mülkiyetinde bulunan malların kendi elinde emanet olarak bulunduğu ve mülkün gerçek sahibinin sadece Allah olduğu bilincini kazandıran önemli bir ibadettir. İnfakı emreden ayetlerde de “Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.” (Bakara, 2/3; Enfal, 8/3; Secde, 32/16.) denilerek bu gerçek zihinlerde sürekli canlı tutulmak istenmiştir.

İnfak ile malda ilk bakışta nicelik olarak bir azalma varmış gibi görülse de elde kalan mal bereketlenmiş ve nitelik olarak artmıştır. Ayrıca infak eden mümin, dünya malına olan hırsını ve tutkusunu dizginlemiş; madde (mal/mülk) bağımlılığından ve malın esiri olmaktan kurtularak ruhunu arındırmıştır.

Nasıl infak?

İnfakın nasıl yapılması gerektiğini bilmek de son derece mühimdir. Öncelikle Yüce Rabbimiz, infakın sevdiğimiz şeylerden olmasını, aksi takdirde mutlak manada iyiliğe ve kâmil imana sahip olamayacağımızı haber vermektedir. (Âl-i İmran, 3/92.) Mümin infak ederken bir taraftan dinin bir emrini ifa etmenin huzurunu yaşarken diğer taraftan da yaptığı hayrın en büyük faydasının kendisine olacağının bilincini taşır ve karşısındaki kişiyi rencide edecek bir tutum içerisine asla girmez. Öte yandan infak ederken riya ve gösterişten uzak olunması gerektiği hatırdan çıkarılmamalı; verilen malın birilerinin hatırı için değil, Allah hatırı için verildiğinde infak olacağı unutulmamalıdır.

Hadisten öğrendiklerimiz:

  1. Fıtratı itibarıyla daha çok dünyevi nimetlere sahip olmaya istekli bir varlık olan insan, infakla dünya malına olan hırs ve tutkusunu dizginler; dünyevileşmekten ve malın esiri olmaktan kurtulur.

  2. Yalnızca Allah’ın hatırını gözeterek yapılan infak geçici dünya malını kalıcı yapmanın en önemli yoludur.

Halil KILIÇ

BEĞEN