BİR İMKÂN VE İMTİHAN OLARAK ERGENLİK

586

    Hayat bütün aşamalarıyla güzeldir. Anne karnından itibaren bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik ve hayatın diğer aşamaları kendine has özellikleri ile birbirini tamamlar.

    Ergenlik döneminin olumsuzluklarına odaklanarak hayatın bu önemli evresini sorun ve stres kaynaklı yorumlamak ergenlerle iletişimde karşılaşılan kazaların temelini oluşturur. Tam aksine ergenlerin ve gençlerin itiraz etme ve sorgulama kabiliyeti, heyecan duyma, hayal ve umut etme potansiyeli dünyaya iyiliklerin egemen olması için ciddi bir imkân olarak görülmelidir.

    Gerek anne babaların gerekse din görevlisi, öğretmen gibi gençlerle iletişim kurma görevi üstlenen meslek mensuplarının öncelikli görevi kendi ergenlerini tanıyabilmektir. Her ergen Rabbinin ona verdiği kabiliyet ve yeteneklerle özel ve güzeldir.

    Ergenlik dönemi bir kişilik oluşturma ve kimlik kazanma evresidir. Değer ve anlam duyguları bu dönemde gelişir. Bu açıdan ergen olmak zorsa şayet ergenlerin anne babaları, hoca ve öğretmenleri olmak daha da zordur; yüksek bir farkındalık ve bilinç düzeyini gerekli kılar.

    Ergen için fiziksel görünüm çok önemlidir. Bulundukları ortamlarda herkesin kendilerine baktığı ve özel olarak ilgilendiği hissine kapılırlar. Bu süreç uzun süre ayna karşısında vakit geçirmelerine, dış görünüş ve kıyafetlerine dikkat etmelerine sebebiyet verir. Bu süreçte onlara her hâlleriyle değer verdiğimizi göstermeli, tabii hâlleriyle de onları sevdiğimizi hissettirmeliyiz.

    Ses tellerindeki gelişme sebebiyle ergen ses tonunu ayarlayamaz. Bu durum, karşısındaki insana bağırıyor izlenimi verir. Ergen ise normal bir konuşma yaptığı düşüncesindedir. Hayatın ergenlik döneminde öfke, bağırma, karşı gelme gibi duyguların şiddet kazandığı gerçeği de yadsınamaz. Gerilim anlarında sakin olun. Dilimize yerleşmiş çok yerinde bir kullanım ile “Büyüklük sizde kalsın.” İnatlaşmayı tercih ederek her iki tarafın da kaybeden olacağı anlamsız bir savaşın içerisine girmeyin. Sevgi ve saygı bağını asla koparmayın.

    Eleştiri cümleleri özellikle ergeni çok fazla etkilemekte kendisini saldırı altında hissettiği an istemsiz olarak çok sevdiği anne babası, hoca ve öğretmeni bile olsa o da savaşa girmektedir.

    Çözüm, eleştirmeden önce değer ve sevgi cümleleri kurarak yumruklarını sıkmasına fırsat vermemektir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Abdullah b. Ömer’e nasihatte bulunacağı zaman “Abdullah ne iyi bir insan, keşke gece namazlarına daha fazla dikkat etse.” buyurduğu rivayet edilir. (Buhari, Teheccüd, 2.) O hâlde ergenlerle ilişkilerde asla ihmal etmememiz gereken şey “bardağa öncelikle dolu tarafından bakmaktır”.

    Ergene yoğun enerjisini kullanabileceği ve rahatlayabileceği imkânlar sunulmalıdır. En az haftada bir kez bedensel olarak iyice yorulup ter atabileceği, yapısına ve fıtratına uygun bir spor ya da sanat dalına teşvik edilmelidir.

    Ergen öfkelendiğinde paniğe kapılmayın ve tepki göstermeye kalkmayın! Biraz sakinleştikten sonra kendisini öfkelendiren problemin ne olduğu ve bunu halletmek için uyguladığı yöntemin, yani öfkenin doğru olup olmadığı, başka alternatiflerinin bulunup bulunmadığını konuşun.

    İslam dini kusurların araştırılmasını asla tasvip etmez. Bu ahlaki ilke ergenlerle iletişimde de geçerlidir. Kendi evladınız bile olsa sakın ha “hafiyelik” yapmayın. Bir şey yakalama derdi içerisinde olduğunuzda bu ergen tarafından çok kolay hissedilecek ve güven duygusunu sarsacaktır.

    Çok fazla eleştiren, çok fazla korku veren anne babaların, hocaların karşılaşacakları şey yalanlardır. Ergen çoğu zaman kendisini yabancı bir şarkı gibi hisseder. Dinleyeni çok ama gerçekten anlayanı azdır. Ergen pek çok olumlu ya da olumsuz davranışı ile aslında “fark edilmek değer görmek istiyorum” mesajı verir.

    Bütün bunlar insan için ergenliğin büyük bir imkân ve aynı zamanda imtihan olduğu gerçeğini ortaya koyar. Ezcümle insan, hayatının her aşamasında bir diğerine emanet kılınmıştır.

Mustafa SOYKÖK