ÇOCUKLARDAKİ MERAK DUYGUSUNU NASIL DESTEKLEYEBİLİRİZ?

181

Bir çocuk, kendi hikâyesini yazarken ve hayatı anlamlandırırken fıtratına yerleştirilmiş olan merak duygusundan büyük destek alıyor. Her yeni gördüğü şeydeki bilinmezlik, onu hayret ve merak duyguları ile baş başa bırakabiliyor. Merak duygusu ölen bir insanın nasıl ki hayatla bağı kopuyorsa merak duygusunu kaybetmiş bir toplumun da içinde yaşadığı çağla irtibatı kesilecektir. İnsanlık tarihinde bilimden teknolojiye, sanattan eğitime neredeyse bütün keşifler ve bütün buluşlar merak sayesinde ortaya çıkmıştır.

Merak ettiğimiz kadar öğreniyoruz, gelişiyoruz. Yine merak ettiğimiz kadar mutlu olup hayata tutunuyoruz. Merak, “bilme isteği” olarak tanımlanmaktadır.

Çocuklar, merak ettikleri konuyu en iyi şekilde öğrenirler. Merak, yaratıcı performansa katkıda bulunan motive edici bir güçtür. Zira merak duygusuyla öğrenilen konu daha uzun süre hafızada kalıyor. Merak cehaleti öldürür.

Çocuklar yapıları gereği çok soru sorarlar. Soru, bir merak belirtisidir. Çocuklarımızın merak duygusunun körelmemesi için onların sorularına yaş ve gelişimlerine uygun cevaplar vermemiz gerekir.

Kişi tahmin ettiği sorunun cevabını merak eder. Merak etmenin kökeninde düşünme vardır. Düşünen insan, anlama arzusu ile merak eder, merak eden de soru sorar.

Günlük hayatta ev, okul ve oyun ortamları çocuğun laboratuvarı gibidir.

İçlerine atılan ilgi tohumları, onların içten bir merak duygusu geliştirmelerini sağlayacaktır. Çünkü çocuklar daha çok etkileşim içinde bulundukları, sürekli gördükleri, ilgi duydukları fakat tam olarak algılayamadıkları konuları merak ederler.

İnsan, kelimelerle ve kavramlarla düşünür. Kelime sayısı arttıkça kavrama ve sorgulama da artacaktır. Sözcük sayısının artması için çocuklarımızın kitap okuması faydalı olacaktır.

Okul öncesi dönemde çocuklarımıza masal anlatırken masalı bir yerde kesip “Sonrasında ne olmuştur?” diyerek hayal etmelerini sağlayabiliriz. Merakın gelişmesi, yeşermesi için öğrencilerin bilmediklerinin farkında olmalarını sağlamak işe yarayacaktır. Bu konuda ailece belgesel izlemek ayrıca kütüphane ve müzeleri gezmek çocukların farkındalıklarını besleyerek merakı geçici bir heves olmaktan çıkaracaktır.

Birçok aile, çocuklarının zekâsı kadar yaratıcılık yönlerinin de gelişmesini ister.

Aşırı korumacı anne baba tutumunda aile, çocuğun yerine devrede olduğu için onun yeni şeyler denemesini ve keşfetmesini engeller. Eğer çocuğa belirli sınırlar dâhilinde yeteri kadar deneyimleme fırsatı verilmezse çocuk merakını giderip keşfedemez. Bir çocuk deneyerek ve zorlanarak bir beceri öğrendiğinde onu coşku ile tebrik eden bir aile, onun bu yönünü takdir etmiş olacaktır. Takdir ve onay cümleleri çocukları teşvik edecektir. Çocuğumuzun bizimle paylaştığı herhangi bir konuya karşı onu ilgiyle dinleyip heyecanını destekler tutum sergilememiz, ilgilendiği konuya karşı ilgi ve merakını daha da artıracaktır. Çocuğun keşfini, yaramazlık olarak gören ebeveynler, çocuğun merak duygusunu köreltir. Yine otoriter tutum ağırlıklı bir aile ortamında çocuk çok fazla soru sormaz. Yanlış konuşma, eleştirilme veya susturulma korkusu ile kendini ifade edemez. Merakın en büyük düşmanı ise korkudur. Çocuklar yeni şeyler keşfetmek için kendilerini rahat hissettikleri ortama ihtiyaç duyarlar.  Albert Einstein, « Hiçbir özel yeteneğim yok, yalnızca merak tutkusu olan bir insanım. » diyerek bizlere insan yetiştirmedeki merak duygusunun önemini göstermektedir.

İçindeki merak duygusunu yitirmeden hayretini iyi ve güzel adına gayrete dönüştüren çocuklar yetiştirebilmek duasıyla…

 

Asuman DÜZGÜN

 

BEĞEN