Dedikodu mu ? BEN HİÇ YAPMAM!

751

İtiraf etmek zor olsa da hayatımız boyunca “Ben asla yapmam!” diyemeyeceğimiz konulardan biridir dedikodu. Araştırmalar, gün içerisinde ortalama bir insanın yaklaşık 52 dakika dedikodu yaptığını gösteriyor. Psikologlar ve sosyologlar, dedikoduyu abartılmadıkça duygusal sağaltım ve sosyalleşme aracı olarak görüyor. İslam ahlak filozofları ise insan onuruna yakışmayan, manevi şahsiyetimize zarar veren, kişileri değersizleştiren, ilişkileri çıkmaza sokan eylemlerden biri olarak açıklıyor dedikoduyu. Tüm semavi dinlerde dedikodu, olumsuz etkileri ortaya konarak günah kategorisinde değerlendirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de dedikodu, hümeze, lümeze, hemmaz ve gıybet kelimeleri ile ifade edilir. Hümeze insanları arkasından çekiştirmek, lümeze yüzlerine karşı kaş göz hareketleri yaparak alaya almak ve bu davranışları çok kez tekrarlayarak alışkanlık hâline getirmektir.

Dinimiz, insan hakları içerisinde önemli yer tutan kişiliğin dokunulmazlığı ilkesine büyük değer vermiştir. İnsan onurunu zedeleyen, toplumda dargınlık ve düşmanlıklara yol açan her türlü kötü zan, alay ve dedikodu da net bir şekilde haram kılınarak yasaklanmıştır.

Dedikoduyu psikolojik yönü ile araştıran Ermys Westacotta “Dedikodunun Etiği/ The Ethics of Gossiping” makalesinde gıybetin temelinde insan faktörünün yer aldığını söyler. Hayvan, taş, toprak kısaca insan olmayan bir şey hakkında gıybet yapmak mümkün değildir çünkü.
Sosyal bilimciler dedikodunun altında farklı dinamiklerin olduğunu açıklar. Merak, kıskançlık, rahatlama, kendini temize çıkarma ya da yetersiz görme gibi etkenler kişiyi dedikodu yapmaya yönlendirebilir.

Dedikodu manevi bir hastalıktır. Rabbimiz vicdanlarımıza seslenerek dedikodudan bizi uzaklaştırmaya çalışır. Gıybetin ölmüş bir kardeşimizin etini yeme ile eş değer tutulması bunun en çarpıcı örneği değil midir? Kur’an-ı Kerim’in gıybet hastalığına yakalanmadan önce düşünce yapımıza müdahale ederek bizi kötü zan ve tecessüsten uzaklaştırmaya çalışması, âdeta dedikodunun önüne çekilen bir set gibidir.

Dedikodunun en önemli panzehirlerinden biri meşguliyettir. Anlamlı çalışmalar, yetiştirilecek projeler, okunacak kitaplar, bitirilecek işler bizi boş ve yararsız eylemlerden korur. İnşirah suresinde Rabbimiz “Boş kaldığında hemen yeni bir işe başla!” (İnşirah, 94/7.) tavsiyesiyle bu önemli gerçeği hatırlatır bize. Psikolojimizi, sosyal hayatımızı, aynı zamanda maneviyatımızı olumlu yönde değiştiren en değerli tavsiyedir bu ayet.

Hayırlarda yarışmak, faydalı ve salih amelleri günlük hayatımızın merkezine almak dedikoduya karşı en güçlü silahtır. İyiliği yayma peşinde koşan kişiler dedikodu malzemesi olsa bile, zamanla ortaya koydukları icraatlar dedikodunun önüne geçer ve üstün gelen her zaman gerçekler olur.

Ayşe Nur ÖZKAN