BİR İSLAM ŞAHİDİ KURTUBA ULUCAMİİ

655

    Endülüs Emevi Devleti’ni kuran I. Abdurrahman, Kurtuba’yı başkent ilan etmiş, şehir batı İslam dünyasının merkezi hâline gelmiştir. Halife 786 yılında Endülüs mimarisinden günümüze ulaşan en mühim yapıyı oluşturan Kurtuba Ulucamii’nin (Kurtuba Cami-i Kebiri) inşasını başlatmıştır.

    Tabiinden yirmi sekiz kişinin kıble temelini attığı cami (Makkarî, I, s. 288.), dikdörtgen, sütunlu ve avlulu planıyla Emeviyye Camii örnek alınarak inşa edilmiştir. Son genişletme ile 19 sahnı ve 1293’ü bulan sütun sayısı ile cami, Samerra Ulucamii ve Ebu Dülef Camii’nden sonra devrin en büyük üçüncü camii unvanını almıştır.

    Temelleri, tabiinin bereketli elleriyle kazıldığından Câmi-i A’zam, Câmi-i Mübarek olarak da anılan Kurtuba Ulucamii Endülüslü Müslümanların gözünde daima ayrıcalıklı bir yerde olmuştur. Bünyesindeki eşsiz kütüphaneye ve beytülmale bakılırsa cami idari, askerî, sosyal ve kültürel hayatın da nabzını tutmuştur. II. Abdurrahman caminin hemen yanına Müslüman ve gayrimüslimlerin ücretsiz olarak eğitim aldıkları yükseköğretim kurumunu kurmuş, Avrupa kralları yakınlarını burada okutmuş, bu kültür müesseseleri ulemayı doğudan batıya çağırmış, doğuda yazılan ve tedavülde olan pek çok eser Endülüs’e taşınmıştır.

    Yürütülen eğitim faaliyetlerinde şeri ilimler yanında matematik ve astronomi okutuldu.

    Endülüs Emevi Devleti’nin sükûtu, ülkedeki Müslümanların giriştiği iktidar mücadelesi ve iç zaaflar, Hristiyan İspanyolların reconquista (yeniden fetih) idealini hayata geçirmeyi kolaylaştırmış, ve kuşatılan şehir 1236’da teslim olmuştur. Kurtuba düşmüş, düşüşün simgesi olarak Kurtuba Ulucamii’ne haç asılmış, İslam tarihinin bir altın sayfası kapanmıştır. Şehrin zaptı esnasında caminin kütüphanesi yok edilmiş, kitaplar arasında Hz. Osman’ın Mushaf’ı da yakılmıştır. Caminin ortasına kilise yerleştirildiğini gören İspanya Kralı V. Karl, “Yapmak istediğiniz şeyden haberdar olsaydım yapamazdınız. Bu yaptığınızı her yerde bulabilirsiniz fakat bu yapıyı dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.” diyerek esefini dile getirmiştir. (R. Hillenbrand, “Medieval Cordoba as a Cultural Centre”, The Legacy of Muslim Spain, s. 134-135.).

    Yaklaşık beş asır süren coşkun günlerinin aksine bugün sessiz bir katedral ve müze olsa da mihrap kemerine mozaikle işlenmiş “O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Haşr, 59/23.) ayetinin ve duvarlarını süsleyen nice ayetlerin gölgesindeki emniyetle ziyaretçilerine hakikati, muktedir Endülüs Müslümanlarını, İslam’ın öncü günlerini hatırlatmaya devam etmektedir.

Büşra Nur GÜLER