CÖMERTLİK

496

    Cömertlik, öncelikle zengin olana yapışır, onunla malı mülkü arasına mesafe koyar. Eğer bu mesafe olmasa mal/mülk kişiyle özdeşleşir ve ondan ayrılmamakta direnir, kişi de bir şey verecek olsa sanki kendisinden bir parça koparıp veriyormuş gibi hisseder.

    Cömertlik mesafe ayarı yapar. Cömertliğin zengine yapışarak onun vasfı olması için zenginin en az bir kez “verme” hazzını yaşaması gerekir. İhtiyaç sahibi birinin sıkıntısını giderdiğinde yaşadığı duygu, onun tüm düşüncesine ve fiillerine sızar, onun önceki hâlini yıkar ve onu yeniden tanımlar.

    “Nefis, kandilin fitiline, karakter de o kandilin yağına benzer. Bu iki güçten biri diğerine galip gelirse kandilin ışık düzeni bozulur.” der Farabi. Ateş, fitil yoluyla enerjisini yanan yağdan alır ve böylelikle yanmaya devam eder, ta ki yağ bitene kadar. Kişinin yapabilme arzusu, eylemleri onun ateşidir, o ateş fitil üzerinde yani nefis üzerinde yanabilir. Nefis (istek ve arzular) olmasa yapabilme, eyleme kudreti mümkün olmayacak. Yapılan şeylerin iyi, doğru ve güzel olması da yanan yağdan yani karakterden kaynaklanacak. “Verme” den dolayı oluşacak haz, kişinin karakterine yapışıp cömertliğe dönüşecek ve kişinin karakterindeki bütün iyi hasletleri etkisi altına alarak her duygu ve düşünceyi kendisi (cömertlik) üzerinden anlamlandıracak. Böylece herkes tarafından görülen ve herkesin ona yöneldiği, ona koştuğu bir ateşe dönüşecektir. Cömertlik, kandilin ışık düzenini hem zenginin hem de ihtiyaç sahiplerinin lehine yeniden düzenleyecektir. Üstelik de kandilin yağının bitmemesini garanti altına alacaktır.

    Cömertlik, kandilin ateşidir ve uzaktan görülebilir. Karanlık bir odaya hapsedilen kişi herhangi bir yerden iğne ucu kadar bir ışık sızdığında onu görür ve oraya yönelir. Kişi kendi karanlığından çıkmak için diğerlerindeki ışığa yönelir. Diğerlerindeki ışık da türlü türlüdür, şu yeryüzünde bir insanı etkileyen en güçlü ve etkili ışık, ucunda cömertlik ateşinin yandığı kandilin ışığıdır. Kişi bu güçlü ışığa yönelerek kişisel ahlakını inşa etmeye en temelde bulunan cömertlikle başlarsa varlığını diğerleri üzerinden tanımlamaya ve idrak etmeye de başlar. Kendini görmeye başlayınca, kendi varoluşunu tamamlayacak bütün kapılar önünde birer birer açılır.

    Görünüşte en altta olan ve hizmet eden pozisyonunda olan kişi, dünyanın kendisini meşgul ederek işgal etmesinden koruyan kişidir. Bilgisi, görgüsü ve emeğiyle cömert davranmıştır. Diğerlerinde zaaf gibi gözüken ne varsa cömertte güç olarak tezahür eder. Herkes bu güçten bir şeyler alabilmek için, sıkıntılarını çözebilmek için ona yönelirler ve onu sürekli yüceltirler.

    Cömert, elindeki malzemelerle farklı yemekler yapabilen ve bu yemekleri hem herkesin tatmasını hem de bu yemekleri herkesin yapabilmesini isteyen maharetli bir aşçı gibidir. Aşçının mahareti, malzemeleri farklı şekillerde ve ölçülü kullanmasıyla ortaya çıkar. Bu, yeni tatlar, lezzetler elde etmek yani anlam katmanları oluşturmaktır. Cömert hem kendini hem de içinde yaşadığı toplumu yeniden var eder ve sürekliliğini sağlar.

 

Ali Necip ERDOĞAN