EVLİLİĞİN ÖNEMİ

1215

يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ، وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ، فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ

“Ey gençler! Evlenme imkânı bulanınız evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan çevirmek ve iffeti korumak için en iyi yoldur. Evlenme imkânı bulamayanlar da oruç tutsun. Çünkü orucun koruyucu özelliği vardır.”

(Buhari, Nikâh, 3.)

    Hz. Peygamber’in “benim sünnetimdir” dediği hususlardan biri de evlilik hadisesidir. Evlilik (nikâh), bir yönüyle muamelat konusu olmakla birlikte ibadet yönü de olan bir husustur. Bundan dolayıdır ki pek çok fıkıh ve hadis kitabında ibadetler bölümünden hemen sonra, akitler bölümünden önce nikâh konusuna yer verilir. Zira evlilik hadisesi, sadece iki insanın bir arada yaşamak üzere yaptıkları bir akitten ibaret olmayıp pek çok hayrı ve güzelliği beraberinde getirmektedir. Bunlardan bir kısmını şu şekilde izah edebiliriz:

    Evlilik Allah’ın bir emridir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Nikâh benim sünnetimdendir.” (İbn Mace, Nikâh, 1.) buyurmak suretiyle evliliğin sünnet olduğunu beyan etmiş; diğer taraftan da “Bir kimse evlendiğinde dininin yarısını tamamlamış olur. Kalan yarısında da Allah’tan sakınmaya baksın.” (Beyhaki, Şuabu’l-İman, VII, 340.) buyurarak dinin kemal düzeyde yaşanabilmesi için evlenmenin önemine dikkat çekmiştir.

    Evlilik, huzur ve sükûnetin kaynağıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.” (Rum, 30/21.) buyrularak eşlerin birbirlerinde huzur ve sükûneti bulacağı açıkça ifade edilmiştir. Ancak bunun için eşler arasında sevgi ve merhamete dayanan bir ilişki; karşılıklı saygı ve hoşgörü temelli bir iletişim olmalıdır.

    Evlilik, her ferdin eksik yönünü tamamlayan ve onu tekâmül ettiren bir hadisedir. İnsan ise yaratılış itibarıyla yalnız yaşamaya uygun bir varlık değildir. Karşı cinsten bir kişiyle bir araya gelerek hayat yolculuğunda yalnız yürümemek, insan fıtratına yerleştirilmiş bir istektir. Her insan bu isteğin gerçekleşmesini arzu eder. Bu arzusuna ulaşan ve evlilik ile karşı cinsten biriyle gönlünü birleştiren insan gerçek manada mutluluğu yakalar ve eksik yönünü tamamlamış olur.

    Evlilik, toplumun en küçük yapı taşı olan aile müessesesinin başlangıcı ve neslin devamı için tek meşru yoldur. Güçlü toplumlar, güçlü aile yapısı ile teşekkül eder. Aile olabilmek de ancak evlilik yoluyla gerçekleşebilmektedir. Öte yandan, insan neslinin devamı yine evlilik yoluyla sağlanacaktır.

    Evlilik, iki insanın birlikte yaşamasına ve karşılıklı yardımlaşmasına imkân tanıyan, birbirlerine hak ve ödevler yükleyen bir akittir. Evlilik iki farklı iradenin karşılıklı sevgi, saygı ve merhamet ekseninde mezcolduğu, birlikten kuvvet doğar bilinciyle hayat yüküne birlikte omuz verildiği, erkeğe ayrı kadına ayrı ödev ve sorumlulukların verildiği, ilahi bir sözleşmedir.

    İşte bu duygu ve düşüncelerle gerçekleştirilecek bir evlilik sayesinde eşler dünyada âdeta cenneti yaşayacak, ahiret yurdundaki gerçek cennete ulaşmak için birlikte çaba gösterecek, böylece Rablerinin inayeti ile iki cihan saadetine ulaşmış olacaklardır.

 

Halil KILIÇ