STRESLE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

206

    Stres, içeriden veya dışarıdan gelen uyaranlara karşı uyum sağlama ya da tepki verme neticesinde ortaya çıkan bir reaksiyon, gerilim, kaygı, zorlama, baskı, basınç ve tehdit hissini ifade etmektedir. Yaşadığımız pek çok olumlu olumsuz durum, kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte fiziksel, zihinsel ve duygusal strese neden olabilmektedir.

    Nitekim bazı insanların olayları yorumlama şekli ve verdiği tepkinin düzeyi, stresi kontrol altında tutmalarını ve pozitif strese dönüştürmelerini sağlar ve onu bir problem ve tehdit edici unsur olmaktan çıkarır. Bu kimseler için stres kötü bir şey değildir ve olumlu bir aktivedir. Zorlukların üstesinden gelmede bir tetikleyici ve enerji kaynağı, entelektüel uyanış ve gelişimi sağlayan, olgunlaştıran, güven veren bir araçtır. Bu kimseler kaybedilen bir fırsatı her şeyin sonu olarak algılamamakta, dünyada onun dışında daha pek çok fırsatın olduğunu düşünmekte, ilk durumda başarısız olduklarında diğer fırsatlardan ve seçeneklerden yararlanmaya çalışmaktadırlar.

    Bazılarında ise tersi bir durum söz konusudur. Stresi kontrol edemeyenler için pozitif stresin yerini negatif stres alır ve bir sorun hâline gelir. Olayları tehdit edici olarak algılayan ve stres seviyesi yüksek olan böyle kimseler fiziksel, düşünsel ve duygusal düzeyde kendisini korumaya çalışır, savunma pozisyonuna geçer, birtakım stres belirtileri göstermeye başlar. Bunlardan bazıları şunlardır: Olumsuzluklara odaklanır, endişe içerisinde yaşar, çevreye ve topluma olan ilgisini azaltır, karar vermekte zorlanır, birtakım madde bağımlılıklarına yönelir. Uyku düzeninin bozulması, ellerde titreme, sese karşı duyarlılık, çarpıntı, bitkinlik, yemek yeme alışkanlığında değişme gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Ayrıca huzursuzluk, aşırı tepki, aniden öfkelenme, saldırganlık, içe kapanma, yetersiz ve değersiz hissetme, alınganlık ve güven duygusunda azalma gibi duygusal tepkilerle karşılaşma söz konusu olabilmektedir. Bu kimselerin içinde bulunduğu negatif stres ve yansımalarıyla başa çıkma noktasında arayış içerisine girmesi ve çareler araması kaçınılmazdır.

    Unutmayalım ki stres doğal olarak oluşan bir problem değildir. Bizzat bireyler tarafından oluşturulan bir sorundur. Stres, olumlu bir olgunun olumsuz adıdır. Stresi ortadan kaldırmak mümkün olmadığına göre stresle başa çıkmaya yani stresi yönetmeye, pozitif strese sahip olmaya çalışmalıyız. Doğru yöntemleri kullanmak sağlıklı netice verecektir.

    Stresle etkili bir şekilde başa çıkma adına uygulanacak stres yönetim stratejilerini şu şekilde ifade etmek mümkündür:

  • Şikâyeti ve yakınmayı hayatımızdan çıkarmaya çalışmalıyız. Şu veya bu nedenden dolayı şikâyet etmek, yakınmak, öfke ve gerginlik yerine durumu normal olarak karşılamalı, olumsuz deneyimi olumlu düşünceye dönüştürmeli, zihnimizi olumlu yönde harekete geçirmeli ve stresi kılık değiştirmiş bir nimet olarak değerlendirmeliyiz.
  • Realiteyi kabullenmeliyiz. Gerçek şu ki hayatımız, biz ve bizim dışımızdaki dünya arasında akıp gitmektedir. Hayatımızla ilgili planlama ve değerlendirmelerde imkân ve kapasitemizin nesnel olarak farkına varmalı, dışımızdaki dünyanın bizden daha güçlü olduğu bilinci içerisinde onu mutlaka hesaba katmalı ve onunla çatışmak yerine uyum sağlamaya çalışmalıyız.
  • Hem kendimize hem de çevremizde meydana gelen olaylara olumlu ve güzel bir bakış açısı sergilemek, aynı yaklaşımla geçmiş ve geleceğe değil yaşadığımız zamana odaklanmak rahatlamamızı sağlar.
  • Karşılaştığımız sıkıntı, zorluk, bela ve musibetlerle başa çıkmada sahip olduğumuz inanç ve dinî pratikler de son derece önemli bir yere sahiptir. Pozitif dinî başa çıkma; çaresizlik, korku, kaygı, endişe, stres gibi olumsuz duygulara dayanma gücü vermesinin yanı sıra bu duyguları bertaraf etmeye de yardımcı olmaktadır.

    Sağlıklı bir Allah tasavvuru ve gerçek bir kader inancına sahip mümin, karşılaştığı olumsuz durumların ceza değil de imtihan vesilesi olduğunun farkındadır. Şikâyet etmeksizin sabreder, daha kötü olabilirdi bilinci içerisinde sabırla hamdeder. Allah’ın rahmetine, keremine ve hikmetine itimat ederek daima ümitvar olur. Keşkelerle ömrünü heba etmeyip kalbi ve ruhunu sıkıntı, bunalım ve depresyona sokmaz. Aksine Kur’an’da ve hadislerde tavsiye edildiği üzere gösterdiği sabrı, namaz, zikir, tesbihat, dua, sadaka, tövbe gibi ibadetlerle Rabbine yönelme ve sığınması, ahiret hayatına olan imanı kalbine ve ruhuna rahatlık ve hafiflik, hayatına sükûnet ve sevinç sağlar.

 

Prof. Dr. Harun IŞIK

BEĞEN